Osmanlıdan Bize Kalan Güzide Miras; Çini Sanatı

926

Osmanlıdan bize kalan en güzel mirasların başında gelir çinicilik. Aslında tarihi M.Ö 3000 yılına kadar dayanıyor. İslam mimarisinde M.S 9. yüzyılda Karahanlılar tarafından kullanılmasıyla İslam dünyasına giren çinicilik, 1071’de Selçukluların Bizanslıları yenmesiyle hem Anadolu’ya gelmiş hem de Selçuklu mimarisinde yer almaya başlamıştır. Özellikle Anadolu topraklarında 13. yüzyılda büyük gelişme gösteren çini sanatı, cami, medrese, saray ve türbe gibi birçok mimaride kullanılarak önemli bir sanat haline gelmiştir. İç mekan için genellikle turkuaz, mor ve kobalt renkli geometrik çiniler, dış mekanda; sırlı ve sırsız tuğlalar tercih edilmiştir. Çini sanatı 14. yüzyılda Osmanlı devletinin iç ve dış mimarilerinde sıkça görülmeye başlanmış, en renkli ve en ihtişamlı motifleriyle büyük bir gelişme göstermiştir.

Özellikle Bursa ve Edirne’de ki yapılarda Osmanlı devletine ait İznik çiniciliğini görebilirsiniz. Buralarda genellikle geometrik çini şekilleri veya sırlı boyamalar görülür.

Kaşi adı verilen çiniler duvarda kullanılırken, evani adı verilen çiniler genelde süs ve mutfak eşyalarında kullanılıyordu. En parlak dönemini 16. yüzyılda yaşayan çini sanatı, özellikle Mimar Sinan’ın eserlerinde vazgeçilmez hal almıştır. Şuan bile büyük ilgi gören bu eserlerdeki çini motifleri deyim yerindeyse adeta işlendiği zemini renkleriyle canlandırıyor. 17. yüzyıldan sonra sanayileşmenin artmasıyla porselen işlemeciliğinde de kullanılmaya başlanmıştır. Tebeşir, kum, koalen gibi doğal malzemelerin bir araya getirilerek karıştırılması sonucu hamur haline gelen çini, bir süre bekletilmeye bırakılır.Kuruması gerçekleştikten sonra astar çalışması ile beyazlatılır ve çok yüksek derecelerde fırında bir gün pişirilir. Pişirme işleminden sonra pürüzlü yüzeyler zımpara ile temizlenir ve kara kalem ile çizilen beyaz kağıt ile üzeri kaplanarak yapılacak boyama işlemleri için zemin oluşturulur. Boyama işlemi gerçekleştikten sonra camsı sır ile kaplanarak tekrar pişirilme kıvamına getirilir. Birçok tekniği bulunan bu sanatın en çok tercih edilen teknikleri, mozaik tekniği, sır altı boyama tekniği, renkli sır tekniği ve perdah tekniğidir. Burada perdah tekniğine ayrı bir parantez açmamız gerekiyor. Zira bu teknikte gerçek altın ve gümüş tozları kullanılıyor. Makinelerle Kütahya’da günümüzde hala aktif olarak porselenlerin üzerinde kullanılan bu sanat İznik de ise tüm orjinalliğini koruyarak birçok zemine renk katmaya devam ediyor. Birçok zor aşamadan geçerek gerçekleştirilen bu sanat bazıları için vazgeçilmezliğini hala koruyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here