GÜNÜMÜZDE EDEBİYAT GERÇEKLİK

743

GÜNÜMÜZDE EDEBİYAT GERÇEKLİK…

Namık Kemal

Ülkemiz edebiyat alanında ciddi anlamda önemli işlere imza atmıştır. Bu konudaki ilk kıpırdanmalar Tanzimat döneminde gerçekleşmeye başlamıştır. O dönemden günümüze kadar birçok eser klasikler arasına girmeyi başarmıştır. Fransız edebiyatının yavaş yavaş etkisinden çıkılmaya başlandığı Tanzimat döneminde birçok Fransız edebiyatı eseri Türk edebiyatına göre yazılmaya başlanmıştır. Divan edebiyatı da böylelikle uzun süreli varlığını yitirmiştir. Birçok eserde farlı türler denenmiş bu deneme süresi de uzun sürmüştür. Ama son zamanlarda edebi akımların etkisi ile edebiyatımızda başarılı eserler verilmiştir. Teknik konuda bazı aksaklıklar yaşansa da bunlar normal karşılanmalıdır. Özellikle roman türünde önemli yol alan edebiyatımız, Namık Kemal’in İntibah eseri ile ilk edebi romanı bünyesine katmıştır. İntibah o dönemi yansıtma açısından gayet başarılı olsa da içerisinde geçen kahramanların gerçekliği yoktu. Bu dönemde edebiyatımızda roman türünde verdiğimiz örneklerde kahramanların gerçekliğinin olmayışı servet-i fünun dönemine kadar sürmüştür.

Gerçeklik anlamında ilk roman örneğini ise Halit Ziya Uşaklıgil’in, ”Mai ve Siyah” ile “Aşk-ı Memnu” romanlarında gördük. İstanbul’daki yaşantının gerçekleriyle anlatıldığı bu romanlar daha sonra birçok yazar için ilham kaynağı olmuştur. Devlet yönetimini, dini sömürüyü, yobazlığı ve Anadolu’nun geri kalmışlığını ise Çalı kuşu eseriyle Reşat Nuri Güntekin gerçekleriyle anlatmıştır. Kurtuluş Savaşı gerçeklerini Yakup Kadri Karaosmanoğlu Yaban ile, Halide Edip Adıvar ise ateşten gömlek ile kaleme almıştır.

 

 

Günümüze dönecek olursak edebiyatımızın roman türlerinde gerçeklik anlamında önemli ölçüde gelişme vardır. Bu gelişmelerin sebebi olarak ise insanların, mekanların, olayların ve konuların fazlalaşması gösterilmektedir. Günümüzde gerçekliğe büyük önem verip yazdıkları romanlarda bunu açıkça gösteren yazarlarımız ve eserleri ise, ”İnci Aral – Mor, Sevgi Soysal – Yenişehir’de bir öğle vakti, Adalet Ağaoğlu – Fikrimin İnce Gülü, Orhan Pamuk – Cevdet Bey ve Oğulları” şeklindedir. Buradan da aslında şu sonuç çıkartılabilir; Tanzimat dönemi edebiyatında yazılan romanlar toplumu okuma yazma öğrenmeye teşvik etme amacıyla yazılmıştır, bu yüzdenden olabildiğince ilgi ve dikkati çekmek amacıyla gerçeklikten uzak kalmıştır. Daha sonralarında ise edebiyat akımları ile farklı bir boyut kazanmaya başlayan roman türü, Halit Ziya Uşaklıgil eserleri ile de gerçekliğe ilk adımlarını atmış, kurtuluş savaşı döneminde ise farklı bir boyut kazanmıştır. Günümüz edebiyatı da ortaya konan eserlerin her yönüyle her geçen gün kalitesini artırmakla birlikte iyiye gitmekte ve gelişmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here