Çocuklarımız ve Tüketim Çılgınlığı

644

Tüketim çılgınlığının dorukta olduğu bir çağ yaşıyoruz. Günümüzün insanı tüketmeye odaklanmış gibi… Alışveriş merkezleri, kafeler, lokantalar hep tüketen insanlarla dolu. Görsel medyanın da tüketime yönelik reklamlarıyla insanlar daha da harcama çılgınlığı içinde yaşayıp gidiyorlar. Üretmeyi, vermeyi, paylaşmayı sanki insanlar unutmuş gibi. Bir aldığımız ürünü kısa bir sürede atıp, değiştiriyoruz, yenisini alıyoruz. Markete girdiğimizde aklımızda olmayan ürünleri bile alıp çıkıyoruz. Giydiğimiz bir elbiseyi bir daha ki sezona giymiyoruz. Modası geçti diye bir ayakkabıyı çöpe atabiliyoruz. Yeni nesil de bu tüketim çılgınlığı içerisinde yetişip geliyor.

Artık kültürümüze yerleşen bu tüketim çılgınlığının farkında değiliz. Anne ve babalar da bu rüzgara kapılmış, çocuklarının da düşünmeden tüketen bir fert olmaya doğru gittiğini görememektedir. Anaokulu çağlarında anne ve babasını model alan çocuklar ne yazık ki bu tüketim furyasından olumsuz yönde etkilenmekteler. Ebeveynin, çocuğunun her istediğini alması, ona hayır diyememesi bu süreci hızlandırıyor. Sonuç olarak doyumsuz, zor beğenen bir nesil yetişiyor. Anaokulu çağlarında aile tüketim merkezli bir yaşam sürüyorsa, hafta sonlarını sürekli alışveriş merkezlerinde geçiriyorsa, her akşam yemekten sonra abur cubur tüketiyorsa, çocuk da elindeki imkanların değerini bilmeden büyüyor.

Her gördüğü oyuncağı, gıdayı, eşyayı almak isteyen çocuğa dur denilmezse, ileride en küçük şeylerde mutlu olmayı unutacaktır. Onların sağlıklı yetişmesi bize bağlı. Her gün cips, çikolata yiyen ve kola içen bir çocuğun kilo ve dolayısıyla sağlık problemleri baş gösterecektir. Çocukları daha sağlıklı besleme adına tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekecek. Aile olarak eğer sürekli tüketime yönelmiş isek bazı alışkanlıklarımız gözden geçirmeliyiz. Örneğin çocuklarla vaktimizi sürekli AVM’lerde geçirmemeliyiz. Onları kütüphane, müze, sinema, tiyatro gibi kültürel faaliyetlerin içine çekmeli; mesire alanlarına, parklara, hayvanat bahçelerine götürmeliyiz.

Tüketilen nesneleri arasında başı çeken cep telefonları da kısa sürede değiştirilebiliyor. Hep yeni modellerle piyasaya sürülen akıllı cihazlar, iradesi zayıf insanların dayanamadığı cazip ürünlerdir. 2-3 ay önce aldığı akıllı telefonu satıp, yenisini alan birçok insan var. Bu tür davranışlar ne yazık ki çocuklar için kötü örnektir. Cep telefonunu ya da arabasını sürekli yenileyen bir babanın evladı da ne yazık ki babası gibi davranmaya başlayacaktır.

Evimizde eskiyen eşyaları atmaktansa, o eşyadan farklı bir eşya yapmalı ve evin bir köşesinde kullanmalıyız. Atık eşyalardan oyuncak yapmak, bayatlamış ekmeklerden pizza yapmak, bozulan oyuncağı tamir etmek gibi davranışlar sergilediğimiz takdirde, çocukta “Eskisini at, yenisini getir.” anlayışı yıkılacaktır.

Çocuklarımıza düşünmeden tüketmeyi değil, tasarruflu olmayı, üretken olmayı öğretmeliyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here